Bashar_al-Assad_in_Russia_(2015-10-21)_08

Beşer Esad’ın ruhsal çözümlemesi(obsesyon ve gücün birleşme faciası)

 

Beşer Esad’ın düşünceleri ve psikanalizi için başta ailesi ve yakın çevresini incelemek gerekir.
Babası Hafız Esed Suriye’nin Alevi mezhebinden olup gücünü darbeyle elde etmiştir. Soğuk savaş dönemlerinde Araplar ile İsrail savaş halindeyken Hafız Esed gücünü halka kabullendirip iktidarı ele geçirmiştir. Bu süreç gelişirken Hafız Esed’in halkına zulmetmesine ve onların katline sebep olması Suriye halkının zihninde kötü hatıraların kalmasına neden olmuştur. Esed’in devletini inceleyecek olursak; Esed hükümete karşı gelenlere son derece nizamiyeci ve despot bir anlayışa sahiptir. Esed 30 yıla yakın hiçbir rakip olmadan sırtını güce yaslamıştır. Esed şuan psikolojik olarak zedelenmiş, topluma karşı soykopat, sabırsız,merhametsiz,isteklerinin anında yerine getirmesini isteyen bir ruh haline sahiptir.
Hafız Esed’inBasel, Beşer ve Mahir adında üç oğlu vardır. En büyükleri Basel, babası gibi sözü bir ve dik kafalıydı. Gücü elde etmek için hiçbir engel tanımayacak bir karaktere sahipti. Sonunda babası tarafından öldürüldü. Böylece Basel’in güce kavuşma hırsıda sonsuza dek toprağa gömülmüş oldu.
İkinci oğlu Beşardır ki Abisiyle gücü elde etmek için hep rekabet içerisindeydi. Beşar küçüklüğünde Abisini aşağılayarak, onun itibarını zedelemek için uğraştı. Üçüncü kardeşleri ise Mahir’di. Her ailenin küçük ferdi gibi büyüklerin adımlarını izlemekteydi ve hiçbir zaman gücü elde etmek için risk almadı; babasına ve Abilerine hizmet etmekle yetindi. Beşar Esad üçlü duygusal yapıda büyüdü. Babası ile olan psikolojik benzerliğinden devamlı olarak babası gibi tek güç olmak çabası göstermiştir.Ama onun bu konudaki yetersizliği yakın çevresi ve destekleyenleri tarafından güçsüz bir resim çizilmesine sebep oldu. Buda Esad’ın babası gibi başarısız olmasına yol açtı. Esad’ın öfke birikimi bozuk davranışların yükselmesine, psikolojik darbelerin artmasına sebep olmuştur. Kardeşi ile olan ilişkisi kıskançlık, rekabet ve onu yok etme duygusu üzerine kuruluydu. Annesiyle olan ilişkisi yarım kalmış ve bitmemiş duygu değişimleriydi. Anlatılan psikolojik ilişkileri, yakın çevresi ve çocukluk dönemi şartları, onun büyüme sürecinde etkilidir. Bu maddelerden dolayı Esad’ın obsesifruhu, sabırsız olmasına sebep olmuştur. Şimdi elimizde olan sonuçlara göre onun ruh halini daha detaylı incelemeye başlayabilir ve onun davranışlarını daha rahat resm edebiliriz.
Vücut dilini analiz edecek olursak toplantılarda, hatta özel çevresinde ve aile içinde gördüğümüz ilk şey davranış ve yüz hareketleridir. Esad soğuk ve hiçbir heyecan olmadangayet rahat ve doğaldır. Duyguları çok sahte görünür ve her zaman dramatik davranış gösterir. Kişilik bozukluğu olan bazı insanlar gibi el ve vücut hareketleri, kelime tekrarı takıntısı vardır. İfadelerinin üzerinde durma şekli, baş ve el hareketleri, obsesifdavranışları, zihinsel ve duygusal organizasyonda onun içinde bulunduğu psikolojik hali bize gösterir.
Buna göre temel yapısı ve davranışı ıstıraplı olduğunu gösterir. Filmleri ve sahneleri inceleyerek çeşitli konulara bakınca, ıstıraplı davranışlarından emin oluruz. Hızlı hızlı konuşmasından ve aynı kelimeleri tekrarlamasından, endişelibakışından, el ve vücut hareketlerinden ıstırabını kendinden uzaklaştırmak için sarf ettiği çabayı görüyoruz. Budavranışlar; ıstırabının temelini ve zararlı üçgeninin Anne, Baba ve Kardeşten oluştuğunu, çok gergin bir çocukluk dönemi geçirdiğini sergiliyor.
Beşarın çocukluk dönemini kötü geçirdiğini Suriye’deki iç kriz ve dünya krizine gösterdiği reaksiyondan görebiliriz. Babası gibi halkına şiddet kullanarak vahşi cinayetler işleterek insanlarda korkuya sebep olmuştur. Çok fazla asker ve koruma etrafında olduğu için herkesi şüpheye düşürmüştür. Büyük kardeşleriyle olan kötü ilişkisini hiçbir sıkıntı yokmuş gibi halka sergilemiştir. Yapmış olduğu güç savaşının anlamı ise, ’’Güce kimseyi kendime ortak etmem. Çünkü hiçbir zaman kardeşim güce beni ortak etmedi. Esad’ın annesi ile ilişkisi çok farklıydı; annesi ile olan güven problemi Abisi, küçük kardeşi ve annesinin sonsuz sevgisinin ortasında bulunması, günümüzdeyseBeşarEsad’ın diğerlerinin sunduğu sulhe karşı yaşadığı tereddütlerin simgesidir. Kardeşler Esad’ın düşüncelerine göre güvensiz, yalancı ve beceriksiz insanlardır. Amaçları sadece ona zarar vermektir.
Bunların sonucu ise Esad’ın acımasız katliamlarına Suriye içerisinde devam etmesidir. İktidar ışığı doğrultusunda kötümserlik saplantısı ve seçmiş olduğu davranışları, hiçbir zaman yumuşatılamaz ve hiçbir değişikliği kabullenmez. Sonsuza dek zedelenmiş olan güven problemini, obsesif davranışlarıyla kontrol altına almaya çalışacaktır.
Benim önerim Esad’ın karşıtları Esad’ın ruhsal durumunu bilerek hareket etmeli, böylece saplantı kontrolü öncesi ve sonrasının anlaşılmasına yol açabilsinler. Eğer ki bir yöntem ıstırabını artırıyorsa obsesyon mekanizmasının öncesini göstermektedir; depresyona sebep oluyorsa obsesyon sonrasını göstermektedir.

Amin Hosseini
Uzman Psikanaliz

Vladimir Putin

Vladimir Putin, 7 Ekim 1952 Leningrad doğumludur. Putin kendisinden büyük olan iki kardeşini savaştan sonraki yaşanan zorluklardan dolayı kaybettiği için ebeveynleri Maria ve Vladimir’in tek çocuğudur. Babası savaş gazisidir. Annesi de Leningrad’ın ablukasından ve sonra ortaya çıkan zorluklardan nasibini almıştır. İkinci dünya savaşı felaketinden ve ülkede ortaya çıkan dehşet verici yaşam koşullarından dolayı, Vladimir’in tüm çocukluk yılları büyük ölçüde etkilenmiştir. Açlık, yoksulluk, sosyal ve kültürel kargaşa, şüphesiz Vladimir’in kişiliğinin etiyolojisinde önemli rol oynamıştır.
Putin’in çocukluğuna dair elimizde çok bilgi bulunmamaktadır. Putin’in bu konuda fazlasıyla hassasiyet göstermesi ve hiçbir bilgi sızdırmamaya çalışması; çocuklukta yaşadıklarının aşılmış olduğunu ve çocukluğunu gizleyerek geçmişinde yaşadığı acıları tekrar hatırlamak istemediğini göstermektedir. Şimdiki yaptıklarının kaynağını daimi ve yanıltıcı davranışlarından bulabiliriz. Bu davranışları, savunma mekanizmasıyla beraber bilinçaltında acı veren aşağılık duygusunun verdiği hissi kapatmakla birleşmiştir.
Eksik bilgilere rağmen, Putin’in çocukluğuna dair çok faydalı olabilecek önemli bilgiler yayınlanmıştır. İki temel hikâye vardır ki birbirini tamamlamaktadır. Birinci hikâye: Anne babasının boşanması ve annesiyle beraber Gürcistan’a yerleşip orada yaşamaya başlamasıdır. Annesinin tekrar evlenmesinden sonra üvey baba tarafından reddedilmiş ve Leningrad’a büyük babaannesinin yanına gönderilmiştir. İkinci hikâye olarak: Seksen iki yaşındaki VeraPutina’nın iddiasına göre, kötü mali şartlardan dolayı, Leningrad’a büyükanne ve babasının yanına daha rahat yaşaması için gönderilmiştir ve köyde yaşayanlar da bunu onaylamaktadır. Vladimir’in bu iddiayı kesinlikle reddetmesi, kendi çocukluğu konusunda efsane yaratmaya çalışması, onun çocukluğunu gizlemeye çalıştığını ortaya çıkarmaktadır. Vladimir 2000 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında küçük bir kitapçıkta kendi yaşam öyküsünü yayınlamıştır. Bu kitapçıkta yazılanlara göre, büyük büyük babası ‘’Espiridun Putin’’ ilk önce Lenin’in sonra da Stalin’in özel aşçısı olarak görev yapmaktaymış. Devamında anne ve babasını 98 ve 99 yıllarında kanser nedeniyle kaybettiğini söylemektedir. AncakVeraPutina’nın söylediğine göre, Vladimir’in babası ikinci bir eşe de sahip olan ‘’ PatonPrivolf’tur’’. Üç yıl sonra ‘’Putina’’ ilk eşinden ayrılıp Vladimir ve yeni kocasıyla Gürcistan’a yerleşmiş; 1960’ın Aralık ayında, ikinci eşi onu, Vladimir’i Leningrad’a babasının ailesinin yanına göndermeye mecbur etmiştir. Putin’in okulunda 1958 ile 1960 yılları arasında dil öğretmenliği yapan hocası ‘’Şura GabinaŞevily’’, oyıllarda Putin’in okulda olduğunu onaylamaktadır; hatta bunun için birkaç kez ölüm tehdidi bile almıştır. Bu konuda doğruları ortaya çıkarmaya çalışan Rus ve İtalyan gazeteci de öldürülmüşlerdir.
Putin’in çocukluk döneminde bilinen agresif davranışlarının, onun zihinsel ve yapısal sistemine galip geldiğini göstermektedir. Cüssesinin küçük olması sebebiyle, hep güçlü ve boylu poslu insanları çevresinde tutmak istediği; boyunun kısa olmasının nedeniyle,agresif Napolyon kompleksine kapıldığı; zorbalık yapma duygusunun onun çocukluğundan beri var olduğu söylenmektedir. Yeltsin’le olan ilişkisi ve sorgusuz sualsiz ona itaat etmesi, güç dünyasının kapılarının onun için daha hızlı açılmasına neden olmaktadır. Gücü ele geçirmek için ömür boyu kullandığı taktikte bu sayılmaktadır. O dönemlerde eğer ki birisi ona hakaret etseydi, cüssesinin küçük olmasına rağmen onunla dövüşüp mağlup etmeden vazgeçmezdi. Fazla şiddet gösteriyor ve rakiplerine acımasız davranıyordu. Dövüşmeye fazla meraklı oluşu ve coşkusu sebebiyle daha güçlü olmak için Sambo yapmaya başladı. Sambo bir tür dövüş sanatıdır; silahsız kişisel savunma anlamına gelir; Judo (Japon sporu), karate ve güreş sporlarının karışımıdır.
Bu davranışlar Vladimir Putin’in çocukluğunda yaşadığı acıların verdiği aşağılık ve güçsüzlük hissini kapatmaya çalıştığını ve onu oldukça rahatsız ettiğini göstermektedir. Dövüşme isteği, aslında kendini güçlü insanların ve ona eziyet edenlerin karşısında, zayıf hissetmesini örtbas etmek için ortaya çıkmıştır. Şu anda kendisinin fazlasıyla güçlü olduğuna dair gösteriş amaçlı yaptığıdavranışları, kendini güç duruma sokan aşağılık duygusunu yenmek için başvurduğunu görüyoruz. Dünya çapında düşünülerek ve planlanarak yayınlanan çok sayıda çeşitli fotoğraf ve videolara göre, aşağılık duygusunu yenmeye çalıştığı ortaya çıkmaktadır. Judo ’da ( Japon sporu), yedinci kuşağa gelme iddiasında bulunmakla beraber, binicilik, yüzme ve başkalarını tahrik edici pozisyonlarla, büyük ve cesurca yapılan blöfler gibi, örneğin;Suçi kış sezon olimpik oyunlarında, kendi vücudunu abartılı ve çeşitli şekilde tasvir etmesi ve bunların hepsi, onun bilinçsiz yaşadığı ruhsal derin acıyı anlatmaktadır. Putin’in, güçlü ve değişik olanalanlarda, şarkı söylemek gibi güzel sanatlar alanında, gösteriş amaçlı yaptığı bütün işlerden, dövüşme sanatlarına kadar uzayan davranış çeşitliliği, onun çocuklukta ne kadar kendini küçümsediğini ve herkes tarafından ilgi odağı olmak istediğini göstermektedir.
Acaba Putin çocukluğunda cinsel tacize uğramış mıdır? Belki hiçbir zaman bu sorunun cevabına ulaşamayız, fakat onun bu derecede abartılı, yanıltıcı davranışları her psikanalisti bu yönde düşündürür. Psikoterapi tecrübelerine dayanarak, psikanalitik açıdan tacize uğrayan insanların davranışına göre, Putin’in zihinsel ve kişisel yapısının bu insanlara çok yakın olduğu ve benzeri davranışları sergilediği görülmektedir. Çocukluğunu gizlemesi de bunun doğru olduğuna dair düşünceler uyandırmaktadır.
Acaba Putin eşcinsel midir?Suçi kış sezon olimpik yarışmalarında Putin, yanıltıcı davranışını inkâr mekanizması şeklinde ortaya çıkarmıştır. Psikanalitik açıdan, her duruma karşı abartılı davranışı, kendi içinde güçlü heyecan ve duygusallık gizlemektedir ki bu da katmanlı şekilde, çeşitli yanıltıcı suretlerde ortaya çıkmaktadır. Eşcinsellere karşı davranışı ve onları Suçi şehrinin başka insanlarından ayırması hiçbeklenmedik bir davranıştır. Doğal olarak yarışmalarda, böyle davranışların hiç de normal olmadığını biliyoruz. Fakat Putin’in bu konuda ısrarcı davranması, psikanalistlerin ilgisini kendine doğru çekti. Bu davranışın nedeninin tek bir cevabı var ki Putin’in inkâr mekanizmasını kimsenin bilmesini istemediği, gerçekleri örtmek istediği yönünde kullanmış olmasıdır. İnkâr mekanizması, ne zaman bilinçaltında olan, acı veren bir konunun verdiği heyecanı, yanıltıcı olan davranışlarla kontrol etmeye çalışsa, dışa vurulmayan duyguların çelişkisinin çözülemediğini ortaya çıkarır. Önemli olan konuyu inkâr etmekle, geçici olarak sakinleştirici duygusu insanda oluşmakta; bu durumda başka yanıltıcı davranışları ve onların arasında oluşan çelişkileri kontrol etmek mümkün olmamaktadır.
1996 yılından önce Vladimir Putin, KGB ‘de subay olarak belediye danışmanlığı gibi sade işlerle meşgulmüş. Kanıtlara göre, daha önce değiştirdiği çeşitli işlerde başarısız olmuş ve mali durumu pek de iyiye gitmemiştir. Ancak 1996 yıllından itibaren Yeltsin’e yaklaştıktan sonra her şey değişmeye başlamıştır. Öyle ki üç sene içinde Rusya’da başbakanlığa mensup olmuştur. Boris Yeltsin’le ilişkileri öyle güçlüydü ki istifasından sonra Putin’i vekâleten Cumhurbaşkanı ilan ederek, onun 2000 yılında Cumhurbaşkanı olmasını sağlamıştır.
Akla gelen soru işareti ise Yeltsin’in Güvenini kazanmak için ne yaptığıdır? Yeltsin alkolikve depresyonda olan birisiydi, görevinin son yıllarını geçiriyordu. İkili arasında bu kadar yakınlaşma olması için aralarında ne geçmiş olmalı ki Yeltsin, Putin’in manevi babası olarak tanıtılmıştır? Vladimir’in babası ve Yeltsin’inarasında benzeri yönler vardır: Her ikisi de alkoliktir ve her ikisi de casusluk kurumları ve istihbarat örgütleri için çalışmışlardır. Acaba Putin’in Yeltsin’e yaklaşma sebebi kaybettiği babası olabilir mi? Acaba Putin, düşüncelerinde idol olan babasını, Yeltsin’de mi buldu? Yeltsin’le güç paylaşımında bulunmakla acı veren hor görülme duygusunu örtmeye çalıştığı doğru olabilir ve Yeltsin güç kaynağı olarak da bu acı veren duygunun karşısında Putin’i korumuş olabilir.
Putin’in bilinçsiz yanıltıcı davranışını analiz ettiğimizde, onun çocukluğunda annesiyle olan ilişkisi en önemli noktadır. İşçilik yapan ve hayattan darbe alan annesi, boşanarak tekrar evlenmiş ve çocuğunu reddederek onu üvey babanın kızgın davranışlarına maruz bırakmıştır. Bu durumda hiç de masum ve idol bir anne görünümünü yaratmamaktadır. Putin’in çocukluğundan olan agresif davranışları, onun annesine karşı olan kızgınlık duygusundan kaynaklanabilir ki topluma karşı olan kontrolsüz kızgınlığa da sebep olmaktadır.
Putin’in Çeçen ayaklanmasında halka karşı olan acımasızlığı, Müslümanları katletmesi, kibirli davranışları ve dış politikada bencilce aldığı kararlarıyla, kişisel çıkarlarını düşündüğü ve biriktirdiği elli milyar doların üzerinde olanservetini, çocukluktan gelen bilinçsiz kızgınlığını yansıtmakta olduğunu düşünebiliriz. Bütün bunlar, onu acımasızca reddeden ve bilinmeyen geleceğe terk eden annesine karşı oluşan kızgınlık duygusudur. Bu hiç geçmeyen kızgınlık duygusu, Vladimir Putin’de birikmiş; siyasetin ona verdiği efsanevi güçle birleşip dünya için ciddi bir tehdit görünümünü almıştır. Beden dilini araştırdığımızda heyecanını, nefretini, saldırganlığını ve agresifliğini yüzünün sert ve ilgisizifadesiyle gizlediğini görebiliyoruz. Yürüyüşüne baktığımızda ise; ellerinin ve kollarının hareket şekline dikkat ettiğimiz zaman sanki bir geçit törenindeymiş gibi yürümesi, onun ne kadar askeri kurallara inandığının ve devleti kuşkusuz onun emirlerine itaat etmek üzere kurmak istediğinigösteriyor.
Putin’in, Kerime yarım adasını işgal etmesi Rusya, Avrupa ve dünya tarihinde yeni başlangıcı olmuştur. Putin bu küçük parçayla yetinmeyecektir. Onun zihinsel, ruhsal ve yanıltıcı yapısı bu kadar savaşmaya hazır değildir. Kendisini küçümseme duygusu ve zarar verici bencilliği, komşu ülkelerden savaşa başlayarak dünyaya yayılmıştır. Güç yanılmasının katmanlı ve organizasyonlu olması, Vladimir Putin’in en iyi tatmin noktasında olduğuna işaret etmektedir ve eğer ki dünya buna karşı temkinli olmazsa çok kötü sonuçlar doğabilir.

Amin Hosseini
Uzman Psikanaliz

170px-RIAN_archive_100306_Vladimir_Putin,_Federal_Security_Service_Director